Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - Internet Store and Ecommerce Solution Provider - High Speed Internet
Search the Web
HİSSELİ SATIŞLARDA ŞUFA HAKKININ KULLANILMASI :
Hisseli satışlarda, taşınmazdaki diğer öncelikle satın alma (şufa) hakkı
tanınmıştır. Ancak bu hak, hisse satışının hissedarlar dışındaki üçüncü bir
kişiye yapılması halinde kullanılabilmektedir. Satışın taşınmazdaki hissedarlara
yapılması halinde bu hak kullanamaz.
 
Şufa hakkının kullanılma süresi, satışın yapıldığının öğrenildiği tarihten
itibaren bir ay, öğrenilmemesi durumunda ise on yıldır. Bu sürelerin geçmesi
halinde hakkın kullanılması mümkün değildir.
 
Şufa hakkının kullanılarak, satılan hissenin edinilmesi tapu sicil müdürlüğünden
talip edilmeyip, ilgili mahkemeye müracaat ile, mahkemenin vereceği kesinleşmiş
kararın ibrazı halinde, edinme söz konusu olacaktır.
 
MUAFİYET HALİ :
 
a) Yeni inşa edilen konutlar ile, konut inşasına yönelik arsa ve arazi
edinmeleri nedeni ile yapılacak alım ve satımlarda, tapu harcının ödenmesi söz
konusu değildir. İşlemin muafiyet kapsamına girip girmediği hususu tamamen vergi
dairelerini ilgilendirmektir.
Bu nedenle, ilgililerin satış işlemin tapu harcından muaf olduğunu, vergi
dairelerinden alacakları belge ile belgelemeleri veya tapu sicil müdürlüğünün
bir yazı ile bunu ilgili vergi dairesinden öğrenmesi gerekir. bu halde, tapu
sicil müdürlüğünce, alınacak muafiyet belgesi gereğince tapu harcı tahsil
ettirilmeyecektir.
b) Muafiyetin uygulanabilmesi için satışa konu taşınmaz (veya taşınmazlar) iki
yıl tam süre ile satışa adına kayıtlı olmalıdır.
 
SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ
Satıcının bedeli mukabilinde tapu sicil memuru huzurunda vaat edilen taşınmazın
ferağ ve takririni vermek, alıcınında bu taşınmazı satın almak ve bedelini
ödemek konusunda vaat ve taahhütlerini içeren resmi bir belgedir. Noterler
tarafından düzenlenmiş olması ve tapu kütüğüne şerh ettirilmiş olması şartı
aranır. Aksi takdirde geçersiz sayılır.
 
Talep için, şerh hususunu sözleşmede yazılı olması da şart değildir.
 
Ayrıca, satış vaadi sözleşmesinin taziminden itibaren 5 yıllık süre geçmiş olsa
dahi satış vaadinin kütüğe şerhi mümkündür.
 
Vaat edilen taşınmazın tapu kayıtları, satış bedelinin miktarı ve ödeme şekli,
cezai şartlar ve benzeri hususlar tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve kesin
ifadelerle yazılmalıdır.
 
Asıl mal sahibi tarafından verilmiş genel vekaletnameye dayanılarak vekil
tarafından satış vaadi sözleşmesi düşünülemez.
 
Vekaletnamede satış vaadi sözleşmesi yapabilmesi için vekile yetki verilmiş
olması gerekir.
 
Satış vaadi sözleşmesini düzenleme yetkisi sadece noterlere aittir. Tapu sicil
müdürlüğünün bu tür sözleşmelere yetkisi yoktur. Şerh için söz konusu satış
vaadi sözleşmesinin tapu sicil müdürlüğüne ibrazı gerekir.
 
Sözleşmede hangi hususlar bulunmalıdır :
 
Satış vaadi ileride yapılacak kesin satışın vaat ve taahhüt olması sebebi ile
satış için aranan hususlar, satış vaadi sözleşmeleri içinde geçerlidir. Söz
konusu sözleşmelerde aşağıdaki hususlar yer almalıdır.
 
a- Düzenleme şeklinde tanzimi
b- Tarafların kimliklerinin nüfus cüzdanı ile tespiti
c- Tarafların fotoğraflarının bulunması ve tasdiki
d- Satış bedeli
e- satış vaat ve taahhüdü
f- vaade konu taşınmazın açıkça belirtilmesi.
 
Tapu kütüğüne tescili olmayan bağımsız bölümlerin satışının vaadi şerh
edilebilir mi?
 
Kat irtifakı tesis edilmemiş veya kat mülkiyetine çevrilmemiş taşınmazlardan
tapu kütüğünde tescili olmasa bile belirli bir bağımsız bölümün satışının vaadi
ve bunun kütüğe şerhi mümkündür.
 
İştirak halinde tasarruf edilen taşınmazlarda satış vaadi :
İştirak halinde, yani paydaşlardan hiçbirinin payını belli olmadığı mülkiyette,
paydaşlardan birisine düşecek payın satışının vaat edilmesi mümkündür. Bu
şekilde satış vaadi tapu kütüğüne şerh verilebilir. Ancak, kesin satışın
yapılabilmesi için tüm ortaklara iştirak halini çözerek hisseli mülkiyete
geçmesi gerekir.
 
775 sayılı yasa kapsamındaki yerlerde yapılan satış vaatlerinin tescili :
 
3366 sayılı yasa ile 775 sayılı gecekondu kanununa göre sağlanan veya gecekondu
bölgelerinde olup da, hak sahiplerine tesis edilen arsa ve konutların, söz
konusu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, noterler vasıtası ile düzenlenen
harici satış veya satış vaadi sözleşmeleri ile başkalarına yapılan satışlar
geçerli olmaktadır. Daha önce bedeli tamamen ödenene arsa ve konutlar satış veya
yapılanlar adına valilik veya belediyelerin durumu açıklayıcı yazılar üzerine
gerekli tapu harçlarının ilgisinden tahsil sureti ile resmi senet tanzim
edilmeksizin lehine satış vaadi yapılanlar adına tescil yapılabilmektedir.
 
Sona erme -kütük iptali
Satış vaatlerinde sözleşmede belirtilen süre içerisinde kesin satışın yapılması
gerekir. satış vaadinin şerhi, kendiliğinden taşınmazın satış vaadi leh darına
devrini sağlamaz. bu husus tapu sicil müdürlüğünce de yerine getirilemez.
Taşınmazın malikinin esas satışa yanaşmaması halinde, satış vaadi leh darı
mevcut satış vadi sözleşmesine dayanılarak taşınmazın mülkiyetinin devrini
mahkemelerden isteyebilir. Mahkemenin vereceği kesinleşmiş karara göre tapu
sicil müdürlüğü tescili yapar.
 
Satış vaadi tapu kütüğüne şerh verilmesinden itibaren 5 yıl içerisinde satışın
yapılması gerekir. Bu süre içerisinde satış yapılmazsa satış vaadi şerhi
kütükten tapu sicil müdürlüğünce resmen terkin edilebilir. Ancak, tapu harcını
geciktirmesi nedeni ile, resen terkini uygulama alanı bulunmamaktadır. Söz
konusu sürenin geçmesi halinde malikin talebi üzerine tapu kütüğünden terkin
yapılabilecektir.
 
Satış vaadi şerhi vaat leh darı veya temsilcisinin talebi üzerine tapu
kütüğünden terkin edilebilir.
 
Sözleşmede yazılı bedel ile taşınmazın bildirilen emlak vergisi beyan değerinden
yüksek olanında %03, 6 tapu harcı, lehine satış vaat edilenden tahsil edilir.
 
Ayrıca döner sermaye bedeli de tahsil edilecektir.
 
-----
 
Satış vaadi sözleşmelerinde cezai şart konulmasında fayda vardır. Alıcı isterse
vaadin yerine getirilmesini, isterse cezai şartın ödenmesini talep edebilir.
Ancak satıcı cezai şartı ödemekle taahhüdünden kurtulmuş sayılmaz, tercih
hakkını kullanamaz. Ayrıca sözleşmenin tanzimi sırasında verilen ve geri
alınması gerekmeyen vazgeçme tazminatı istenebilir. Sözleşmede cezai şartın
vazgeçme tazminatı olduğu açıklanmış ise vazgeçme tazminatı olarak kabul edilir.
vazgeçme tazminatı, alıcıya bedeli karşılığında vazgeçme yetkisi veren sözleşme
esnasında ödenen ve geri alınmayan tazminat parasıdır.
 
Örnek :
Ana hatları ile aşağıdaki gibidir. Alıcının ve satıcının fotoğrafları
yapıştırılır.
 
Satış bedelinin peşin / vadeli ayrıca cezai şart / vazgeçme tazminatı, vaat
edilen taşınmazın üzerinde bulunabilecek bir kısıtlılığın (ipotek, haciz, vs.)
satış tarihinden önce satıcı tarafından çözüleceği, vs. şartlar ayrıca eklenir.
 
 
GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ
 
Tarih: ....... / ....... / .......
 
Aşağıda mühür ve imzası bulunan ........... Noteri ........... dairemde görev
yaparken yanıma gelen ve gösterdiği ........... nüfus dairesinden verilen
fotoğraflı / fotoğrafsız ........... gün ve ........... numaralı nüfus cüzdanına
göre ........... ili ........... ilçesi. ........... köyü / mahallesinde
........... numaralı hanede kayıtlı ........... oğlu / kızı ...........
tarihinde ........... doğma ve halen ........... ili ........... ilçesi
........... köyü / mahallesinde ........... numaralı evde oturduğunu söyleyen
........... düzenleme şeklinde bir satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi istendi.
 
Kendisini ........... sebeple tanıdığım gibi bu işlemi yapma yeteneğinin
bulunduğunu da gördüm. Satıcı ........... söze başladı taşınmazın tamamını
(veya. ........... payını) ....................... ye ........... liraya satması
vaat ediyorum. Paramı tamamen aldım. ........... ay içinde tapu satış işlemini
yapacağım (veya satış işlemi için ........... vekil tayin ettim).
 
Yukarıda gösterilen süre içinde satış işlemini yapmadığım taktirde ...........
lira cezai şartı ödemeyi kabul ederim.
diye sözünü bitirdi oturumda hazır bulunan alıcı ........... söze başlayarak
(Bende yukarıda yazılı taşınmazın satış vaadini aynı şartla kabul ediyorum) diye
sözlerini bitirdi.
 
Taraflar huzurunda tanzim edilen bu tutanak okumaları için kendilerine verildi.
Okuduktan sonra yazılanların kendilerinin gerçek arzularının olduğunu
bildirmeleri üzerine altı tarafımızdan imzalandı.................
 
Tarih: ....... / ....... / .......
 
 
Satıcı
Alıcı
Şahit
 
 
ŞERH (KONTRATA)
Kira kontratı, sahibi veya temsilcisi ile kiralayacak kişi arasında yapılır.
Şerhi söz konusu kontratın tapu sicil müdürlüğüne ibrazı ve onaylatılması
gerekir.
 
Tapu'ya Şerh :
Taraflar arasında düzenlenen kira kontratının tapu kütüğüne şerhini, malik veya
temsilcisi tapu sicil müdürlüğünden talep eder.
 
Kontratta artış belirtilmişse hesaplamada söz konusu artış da göz önüne alınır.
Kira artışı belirtilmemişse herhangi bir oran uygulanmayacaktır.
 
Kira bedeli döviz cinsinden belirlenen kira sözleşmelerinin şerhinde, şerh
günündeki Türk lirası karşılığı üzerinden harç ve damga vergisi tahsil
edilecektir.
 
Eğer kontrat notere tasdik ettirilmiş ise, damga vergisi noterce tahsil
edileceğinden ayrıca tapu sicil müdürlüğünce damga vergisi tahsil edilemez.
 
ŞERH (TAPUYA)
Tapu kütüğüne geçici mahiyette olmak üzere, bazı şahsi hakların kaydedilmesidir.
Sadece taraflara karşı hüküm ifade eden şahsi haklar, tapu kütüğüne şerh
edilmekle herkese karşı ileri sürülebilen bir mahiyet kazanmaktadır.
Şunu da belirtmek gerekir ki, kütüğe işlenen şerh verme, taşınmazın devri veya
üzerine hak tesisine engel değildir. Taşınmazı devralan veya üzerine lehine hak
tesis edenlerin şerhi kabul etmesi halinde, söz konusu işlemler
yapılabilmektedir.
 
ŞERH VERME
 
A-KİRA SÖZLEŞMESİNİN ŞERHİ
Kira sözleşmesi, taşınmaz maliki veya temsilcisi ile taşınmazı kiralayacak kişi
arasında yapılır. Şerhi için söz konusu sözleşmenin tapu sicil müdürlüğüne
ibrazı gerekir.
 
Kira sözleşmesi taraflar veya bunların temsilcileri arasında yazılı şekilde
yapılacağı gibi söz konusu sözleşme notere de tasdik ettirilebilir. Herhangi
şekilde düzenlenirse düzenlensin, sözleşmede aşağıdaki hususlar yer almalıdır ;
 
a) Kiralanacak taşınmazın açıkça belirtilmesi ,
b) Kira süresi
c) Bedel
d) Varsa şartların yazılması
 
Tasarruf kısıtlı taşınmazlar da kira şerhi
Taşınmaz üzerinde, tedbir ve kanuni kısıtlamalar gibi, kira şerhine engel bir
kısıtlama söz konusu değilse, kiranın tapu kütüğüne şerhi mümkün olacaktır.
Taşınmazın ipotek ve benzeri haklarla kısıtlı olması kira şerhine engel teşkil
etmeyecektir. Bu durumda şerhin hukuki sonucu, şerh tarihinden sonra tapu
siciline kaydedilecek haklar için söz konusu olacaktır.
 
B- SATIŞ VAADİ
Satış vaadi, taşınmazın satışının bir kimseye vaat edilmesidir. Satış vadi
taşınmazın kesin satışı demek olmayıp, satışı yapma taahhüdüdür. Kendisine satış
vaadinde bulunan kimse, sözleşmeye dayanarak taşınmazın kendi adına tescilini
tapu sicil müdürlüğünden isteyemez. Sadece kütüğe şerhini talep edebilecektir.
 
Satış vaadinin tapu kütüğüne şerhini, aksi sözleşmede kararlaştırılmışsa
taraflardan herhangi birisi tapu sicil müdürlüğünden talep edebilmektedir. Talep
için, şerh hususunun sözleşmede yazılı olması da şart değildir.
 
Ayrıca, satış vaadi sözleşmesinin tanziminden itibaren beş yıllık süre geçmiş
olmasa dahi satış vaadinin kütüğe şerhi mümkün olabilecektir.
 
Satış vaadi sözleşmesinin düzenleme yetkisi sadece notere aittir. Tapu sicil
müdürlüğünün bu tür sözleşmeleri tanzime yetkisi bulunmamaktadır. Şerh için söz
konusu satış vaadi sözleşmesinin tapu sicil müdürlüğüne ibrazı gerekir.
 
Sözleşmede hangi hususlar bulunmaktadır?
Satış vaadi ileride yapılacak kesin satışın vaat ve taahhüdü olması sebebiyle,
satış için aranılan hususlar, satış vaadi sözleşmeleri içinde geçerlidir.
Sözleşmenin Tarafların temsilcileri tarafından düzenlenmesi de mümkündür.
Bunların yanında söz konusu sözleşmelerde aşağıdaki hususlar yer almalıdır
bunlar ;
 
a) Düzenlenme şeklinde tanzimi
b) Tarafların kimliklerinin nüfus hüviyet cüzdanı ile tespiti,
c) Tarafların fotoğraflarının bulunması ve tasdiki,
d) Satış bedeli
e) Satış vaat ve taahhüdü,
f) Vaade konu taşınmazın açıkça belirtilmesi
 
C)-KAT KARŞILIĞI İNŞAAT HAKKININ ŞERHİ
Kat karşılığı inşaatta, taşınmaz maliki taşınmazının veya belli bir hissesini,
yapılacak inşaata karşılık müteahhide devretmeyi kabul etmekte, üstlenici
(müteahhit) de devralacağı taşınmaz veya paya karşılık bedel ödemeyerek bunun
yerine yapılacak inşaatta binanın belli bir kısmını arsa sahibine inşa edip,
teslim etmeyi taahhüt etmektedir.
 
Kat karşılığı inşaat hakkının şerhi tapu sicil tüzüğünde yer almıştır. Söz
konusu sözleşmeyi düzenleyecek makam noterdir. Tapu sicil müdürlüklerini bu tür
bir sözleşmeyi düzenleme yetkisi bulunmamaktadır. Tapu kütüğüne şerh için
noterde düzenlenmiş sözleşmenin Tapu Sicil Müdürlüğüne ibrazı gerekir. Şerhi
talep etme yetkisi taşınmaz malikine aittir. Ancak sözleşmede üstlenicinin
(müteahhidin) de şerhi talep edileceği belirtilmişse Müteahhide şerh
verdirebilecektir.
 
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri uygulamada tarafların uyması gereken pek çok
şart ve yükümlülükleri içerebilmektedir. Tüm bu şart ve yükümlülüklerin tapu
kütüğünde gösterimi mümkün değildir. Ancak sözleşme kütüğe şerh verilmekle,
sözleşmedeki şart ve yükümlülükler, artık taşınmazı sonradan edinen veya lehine
hak tesis edilen kişileri de etkileyecektir. Şerhin amacıda esasen budur.
 
Kat karşılığı inşaat hakkı sözleşmesi gereği mülkiyet devri yapılabilir mi?
Kat karşılığı inşaat hakkı sözleşmeleri tapu kütüğüne sadece şerh verilebilir.
Tapuda mülkiyet devrini sağlamaz. Mülkiyet devri için, buna ilişkin (kat
karşılığı temlik) resmi sendin tapu sicil müdürlüğünce ayrıca düzenlenmesi
gerekir. Zira taşınmazların devrine ilişkin sözleşmeleri düzenleme yetkisi bazı
istisnalar hariç sadece tapu sicil müdürlüklerine aittir.
 
Üstlenici (müteahhit) sözleşme şartlarının yerine getirildiği, binanın inşa
edildiği gerekçesi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince tapu devrinin
yapılmasını talep edemez. Taşınmaz malikin sözleşme gereği tapu sicil
müdürlüğündeki mülkiyet devrince yanaşmaması halinde, mahkemeye müracaat ile
taşınmazın alınacak kesinleşmiş mahkeme kararı gereği mülkiyet devri
sağlanabilir.
 
D)- MALİKİN TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ TASARRUFUNU KISITLAYICI BAZI ŞERHLER
 
a)-Haciz-İhtiyati Haciz :
Haciz, herhangi bir alacağın tahsilinin temini için icra müdürlüklerinin borçlu
taşınmazına müracaat etmesidir. Kamu alacağından dolayı vergi daireleri ve
belediyeler gibi bazı kamu kurumları da alacak takibinde bulunarak taşınmazları
haciz edebilmektedir.
 
Hacizde alacağın varlığında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. İlgili
dairelerin tapu sicil müdürlüğüne talepleri üzerine tapu kütüğüne şerh verilir.
 
İhtiyati hacizlerde alacak taraflar arasında ihtilaflıdır. Ancak mahkemeler
alacaklının alacağını dava sonuçlanıncaya kadar teminat altına almak amacıyla,
borçlunun taşınmazları üzerine ihtiyati haciz koydurabilmektedir. Bu sebeple
ihtiyati hacizlere ilişkin şerh talebi, ilgili mahkemenin talimatı üzerine icra
müdürlüklerince tapu sicil müdürlüğüne yapılmaktadır.
 
b)-Tedbir-ihtiyati tedbir :
 
Tedbir, mahkemelerde görülmekte olan bir dava sebebi ile taşınmazın bir
başkasına devrini veya üzerine herhangi bir hak tesisini önlemek amacıyla,
ilgili mahkemenin bu husustaki kararının tapu siciline şerh verilmesidir.
 
İhtiyatı tedbir ise taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olduğu hallerde söz
konusudur. Her ne kadar şerh verilme sebepleri farklı olsa da her ikisinin de
doğurduğu sonuç aynıdır.
 
Taşınmazlar üzerine tedbir veya ihtiyati tedbir şerhinin verilmesi, ilgili
mahkemenin talebi üzerine olmaktadır.
 
Tedbir veya ihtiyati tedbirli taşınmazların durumu :
 
Tedbir veya ihtiyati tedbir şerhi verilmiş taşınmazların malikince bir başkasına
devri veya üzerine hak tesisi mümkün değildir. Söz konusu bu şerhler taşınmazın
herhangi bir tasarrufa konu olmasını engellemektedir. Ancak devir ve hak tesis
edici mahiyette olmayan işlemler ilgili mahkemenin muvafakat? ı ile
yapılabilmektedir.
(isim ve cins vb).
 
c)-İflas ilanı
 
İflas ; iflasa tabi kişilerin borçlarını ödeyememesi durumunda, ticaret
mahkemesince tasfiyesine karar verilmesi halidir.
 
İflasa ticaret mahkemesince karar verilmesinden sonra bu hususun tapu sicil
müdürlüğüne bildirilmesi halinde tapu kütüğüne şerh verilmekle, tedbirde olduğu
gibi taşınmazın malikince tasarrufu mümkün değildir.
 
İflas şerhi ; ilgili ticaret mahkemesi veya iflas memurluğunun talebi üzerine
tapu kütüğünden terkin edilir.
 
d)- Konkordato
 
Konkordato ; borçlarını ödeyemeyecek duruma düşen iflasa tabi kişinin,
alacaklıları ile anlaşarak borçlarını ödeyebilmesi için ticaret mahkemesince
izin verilmesidir.
 
Ticaret mahkemesinin konkordato şerhi talebinde bulunan kişiye verdiği süre yine
aynı mahkemenin talebi üzerine, tapu kütüğüne şerh verilebilmektedir. Şerhin
kaldırılması yine aynı mahkemenin yazı ile olur.
 
Konkordato şerhi ile malikin taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunması mümkün
değildir.
 
SİGORTACILIK
Bir kimse veya kuruluşun belli bir ücret (prim) karşılığında parayla ölçülebilir
menfaatini yasal tanımlar içinde tehlikelerden oluşacak zararlarını karşılamak
üzere yapılan bir anlaşmadır. T.T.K’nun 1263. maddesine göre SİGORTA "Sigorta
bir akittir ki, bununla sigortacı, bir prim (ücret) karşılığında, diğer bir
kimsenin para ile ölçülebilir menfaatini zarara uğratan bir rizikonun meydana
gelmesi halinde tazminat vermeyi veya bir-birkaç kişinin hayat müddetleri
sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım olaylar dolayısıyla
bir para ödemeyi üzerine alır" diye tanımlamıştır.
 
SİGORTA SÖZLEŞMENİN UNSURLARI
a- Sigortalı (Sigorta ettiren):
Sigortalı gerçek veya tüzel kişi olabilir. Sigortalı, mal veya hayati güvence
altına alınan kimse veya kuruluştur.
Sigorta ettiren :
Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapan kimseye sigorta ettiren adı verilir.
b- Sigortacı:
Sigortalanmak isteyen kişi veya kuruluşlara sigorta sözleşmesi gereğince ücret
(prim) karşılığında teminat veren şirketlerdir.
 
SİGORTALANABİLİR MENFAAT
Sigorta sözleşmesinin önemli bir unsuru menfaattir. Aslında sigorta güvencesi
altına alınan mal veya can değil bunların üzerindeki menfaatlerdir. Bir malı:
kiracı, rehinli, alacaklı malik gibi o mal ile çeşitli hukuki ilişkisi bulunan
kişiler sigorta ettirebilirler.
Bir hasar halinde sigorta tazminatı ödenirken bu ilişkiler göz önünde
bulundurulur.
 
Menfaat ilişkisi :
- Ekonomik maddi olmalıdır.
- Para ile ölçülebilmelidir.
- Yasal olmalıdır.
 
Menfaatin ekonomik olması, para ile ölçülebilir olması aynı şey değildir. Öyle
ekonomik olduğu bilinen menfaatler vardır ki para ile ölçülmesi mümkün değildir.
Örneğin; değerli bir ressamın tablosunun mutlaka maddi bir değeri vardır, para
ile ölçmeye kalktığınızda belli bir meblağ üzerinde anlaşmak mümkün olmayabilir.
Sigortalanabilir, menfaatin meşru olması gerekir. Meşru olmayan yani yasalara
aykırı işlemler sonucu doğacak menfaatler sigortalanamaz.
Örneğin; kaçak bir malın nakliyat sigortasının yapılması mümkün değildir.
 
RİZİKO
Riziko; karşılaşılması muhtemel bir tehlikedir. Sigortanın asıl amacı fertlerin
hayatta karşılaşmaları muhtemel risklere karşı teminat verilmesidir. Sigorta ile
tesadüfen oluşan zararlar önceden alınan tedbirlerle bertaraf edilmiş olur.
Riziko, gelecekte olası, belirsiz ve meşru olmalıdır.
 
SİGORTA BEDELİ
Sigortalının beyan ettiği ve poliçede yazılı olan meblağdır. Sigorta bedeli,
hasar halinde sigortacının ödeyebileceği en yüksek tazminat miktarını ifade
eder. Sigorta bedeli ile sigorta değerinin birbiriyle karıştırılmaması gerekir.
 
SİGORTA DEĞERİ
Sigorta değeri, sigorta yapılan kıymetlerin günün piyasa şartlarına uygun rayiç
değeridir. Hasar halinde sigortalının tazminatını tam alabilmesi için ideal olan
SİGORTA BEDELİ=SİGORTA DEĞERİ halidir.
 
SİGORTA TAZMİNATI
Sigorta tazminatı; hasarın gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyebileceği
meblağa denir. Bir sigorta tazminatına hak kazanabilmek için gerçekleşen riziko
ile meydana gelen hasar arasında doğrudan ilişkisi olması gerekir. Tazminatın
ödenmesinde iki önemli problem vardır.
 
1- EKSİK SİGORTA : Sigorta bedelinin sigorta değerinden az olması durumudur.
Eğer sigorta bedeli gerçek değerinin altında gösterilmiş ise eksik sigorta var
demektir.
 
ÖRNEK:
Sigortalanan Değer=20.000.000 TL.
Sigorta Ödenen Bedeli =10.000.000 TL. ise meydana gelecek 4.000.000.TL.lik
hasarda 2.000.000.TL. ödenecektir.
Çünkü malın tamamı değil yarısı sigortalanmıştır.
 
Eksik sigortada, sigortalı malın hasara uğraması halinde :
a) Tam hasar meydana gelmişse, poliçede yazılı olan bedel tazminat olarak
ödenir.
b) Kısmi hasarda ise
Tazminat = Hasar x (Sigorta bedeli) /Sigorta Değeri formülü ile hesaplanarak
ödenir.
 
2- ASKIN SİGORTA :
Sigorta bedelinin, sigorta değerinden fazla olması haline askın sigorta adı
verilir. Bu durumda sigortalı ödemesi gerekenden fazla prim ödemesinde bulunur.
Hasar halinde tazminat gerçek değeri ne ise onun üzerinden ödenir, fazladan
alınan primler sigortalıya iade edilir. Eğer hasar meydana gelmezse, büyük
olasılıkla aşkın sigortanın farkına varılmaz ve sigortalı fazla prim ödemiş
olur. İster eksik sigorta, isterse aşkın sigorta olsun iki durumda da
sigortalının zararı söz konusu olacağından, sigorta bedeli hesaplanırken çok
dikkatli olunmalıdır.
 
3- MUTABAKATLI DEĞER SİGORTASI :
Herhangi bir hasar halinde sigorta bedeli nedeniyle, sigortalı ile sigortacı
arasında bir anlaşmazlığın çıkmaması için bilhassa büyük değerli poliçelerde,
teminat altına alınacak rizikonun sigorta değerinin, yapılacak bir ön ekspertiz
ile tespit edilmesi ve tespit edilen bu değer üzerinde sigortalı ile
sigortacının mutabık kalması zorunludur. Mutabık kalınan bu duruma bir hasar
halinde iki tarafta itiraz edemez.
 
SİGORTA PRİMİ :
Sigortacının hasar halinde ödeyeceği tazminata karşılık olarak sigorta ettiren
tarafından peşinen veya taksitle ödenen ücrettir.
Bu ücret; teknik olarak hesaplanan prime, masrafla komisyonlar kar gibi
unsurların eklenmesiyle bulunur.
 
SİGORTA SÖZLEŞMESİ KURULUŞU:
SİGORTA TEKLİFİ : Sigortacılıkta genellikle sigortacı tarafından sigorta
ettirene sigorta edilecek rizikonun içeriği hakkında bilgi edinebilmek için
önceden hazırlanmış bir soru listesi verilir. Bu listeye uygulamada Sigorta
Teklifi adı verilmektedir.
 
POLİÇE :
Sigortacı ile sigortalı arasında sigorta sözleşmesinin (akdinin) yapılmış
olduğunu ve sözleşme şartlarını gösteren bir belgedir. Sigorta akdinin başlaması
için poliçenin düzenlenmesi şart değildir. Poliçe bir ispat vasıtasıdır.
 
SİGORTA SÖZLEŞMESİ :
Tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun bir şekilde rızalarını beyan
etmeleri ile gerçekleşen bir sözleşmedir.
 
Bu sözleşmede; sigortacının sorumluluğunun başlaması için, sigortalının mutlaka
prim ödemesi gerekir. Prim taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa sorumluluğun
başlaması için primin bir kısmını ödemiş olması da yeterlidir.
 
SİGORTACININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
- Sigortacı, sigorta sözleşmesinde taahhüt edilen tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Hasar tazminatı kural olarak nakden ve defaten ödenir. Anlaşmazlık halinde
yenisi sağlanarak da hasar karşılanabilir. Hayat Sigortalarında toplu ödeme ve
gelir bağlama şeklinde tazminat ödemesi yapılır.
- Halefiyet ve rücu hakları : sigorta şirketleri hasar tazminatını ödedikten
sonra doğan "rücu" hakkını kullanarak zarara sebep olana ödetme yoluna giderler.
Sigortacının, yasal olarak ödediği tazminat tutarınca sigortalısının yerine
geçmesi ve onun haklarını koruması "halefiyet hakkı" adı verilir. Halefiyet
hakkı, zarar verenle sigortacıyı karşı karşıya bırakır. Sigortalı, zarar
verenden, sigortacı tarafından tazmin edilen aynı zarar ziyan için ikinci kez
tazminat isteme yoluna gidemez.
-Sigorta poliçesi düzenleme ve verme yükümlülüğü.
 
2- ASKIN SİGORTA :
Sigorta bedelinin, sigorta değerinden fazla olması haline askın sigorta adı
verilir. Bu durumda sigortalı ödemesi gerekenden fazla prim ödemesinde bulunur.
Hasar halinde tazminat gerçek değeri ne ise onun üzerinden ödenir, fazladan
alınan primler sigortalıya iade edilir. Eğer hasar meydana gelmezse, büyük
olasılıkla aşkın sigortanın farkına varılmaz ve sigortalı fazla prim ödemiş
olur. İster eksik sigorta, isterse aşkın sigorta olsun iki durumda da
sigortalının zararı söz konusu olacağından, sigorta bedeli hesaplanırken çok
dikkatli olunmalıdır.
 
3- MUTABAKATLI DEĞER SİGORTASI :
Herhangi bir hasar halinde sigorta bedeli nedeniyle, sigortalı ile sigortacı
arasında bir anlaşmazlığın çıkmaması için bilhassa büyük değerli poliçelerde,
teminat altına alınacak rizikonun sigorta değerinin, yapılacak bir ön ekspertiz
ile tespit edilmesi ve tespit edilen bu değer üzerinde sigortalı ile
sigortacının mutabık kalması zorunludur. Mutabık kalınan bu duruma bir hasar
halinde iki tarafta itiraz edemez.
 
SİGORTA PRİMİ :
Sigortacının hasar halinde ödeyeceği tazminata karşılık olarak sigorta ettiren
tarafından peşinen veya taksitle ödenen ücrettir.
Bu ücret; teknik olarak hesaplanan prime, masrafla komisyonlar kar gibi
unsurların eklenmesiyle bulunur.
 
SİGORTA SÖZLEŞMESİ KURULUŞU:
SİGORTA TEKLİFİ : Sigortacılıkta genellikle sigortacı tarafından sigorta
ettirene sigorta edilecek rizikonun içeriği hakkında bilgi edinebilmek için
önceden hazırlanmış bir soru listesi verilir. Bu listeye uygulamada Sigorta
Teklifi adı verilmektedir.
 
POLİÇE :
Sigortacı ile sigortalı arasında sigorta sözleşmesinin (akdinin) yapılmış
olduğunu ve sözleşme şartlarını gösteren bir belgedir. Sigorta akdinin başlaması
için poliçenin düzenlenmesi şart değildir. Poliçe bir ispat vasıtasıdır.
 
SİGORTA SÖZLEŞMESİ :
Tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun bir şekilde rızalarını beyan
etmeleri ile gerçekleşen bir sözleşmedir.
 
Bu sözleşmede; sigortacının sorumluluğunun başlaması için, sigortalının mutlaka
prim ödemesi gerekir. Prim taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa sorumluluğun
başlaması için primin bir kısmını ödemiş olması da yeterlidir.
 
SİGORTACININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
- Sigortacı, sigorta sözleşmesinde taahhüt edilen tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Hasar tazminatı kural olarak nakden ve defaten ödenir. Anlaşmazlık halinde
yenisi sağlanarak da hasar karşılanabilir. Hayat Sigortalarında toplu ödeme ve
gelir bağlama şeklinde tazminat ödemesi yapılır.
- Halefiyet ve rücu hakları : sigorta şirketleri hasar tazminatını ödedikten
sonra doğan "rücu" hakkını kullanarak zarara sebep olana ödetme yoluna giderler.
Sigortacının, yasal olarak ödediği tazminat tutarınca sigortalısının yerine
geçmesi ve onun haklarını koruması "halefiyet hakkı" adı verilir. Halefiyet
hakkı, zarar verenle sigortacıyı karşı karşıya bırakır. Sigortalı, zarar
verenden, sigortacı tarafından tazmin edilen aynı zarar ziyan için ikinci kez
tazminat isteme yoluna gidemez.
-Sigorta poliçesi düzenleme ve verme yükümlülüğü.
 
SİGORTALININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
- Prim ödeme yükümlülüğü : Sigorta sözleşmesi yapılır yapılmaz saptanan prim
tutarı veya taksitle ödeme şartı koyulmuşsa ilk taksiti sözleşme anında
ödenmelidir.
- Sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğü : Sigorta ettiren kimse sözleşme
yapılırken gerekli olan bilgileri, malını mülkünü, malı ile arasındaki menfaat
ilişkisini teklif name denilen soru formu ile sigortacıya açıklamakla, sigorta
müddeti içindeki değişiklikleri bildirmekle ve hasar olduğunda şirkete 5 gün
içinde ihbar etmekle yükümlüdür.
- Koruma önlemleri alma yükümlülüğü : Sigortalı hasarı önlemeye ve azaltmaya
yarayacak tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
- Sigortalının muayene ettirmeye izin verme yükümlülüğü: Sigortalı gerek
sigortalanan menfaatin konusu olan malın değerini araştırmak için gerekse hasar
anında ödenecek tazminatın tespit edilebilmesi için malının muayenesine izin
vermekle yükümlüdür.
 
SİGORTA SÖZLEŞMESİ SONA ERMESİ
Sigorta sözleşmesi :
a) Poliçenin bitim tarihinde,
b) Bazı sigortalarda rizikonun gerçekleşmesiyle,
c) Sözleşmenin feshedilmesiyle sona erer.
 
a) Sigorta sözleşmesi, poliçenin bitim tarihinde sona erer. Ancak Yangın, Kasko,
Trafik, Hırsızlık, Ferdi Kaza gibi süreli nitelikteki poliçelerde, sürenin
bitmesinden bir ay önce şirket yeni poliçe veya tecdit name hazırlayarak
acentelerine gönderir.
 
b)Tam ziya hallerinde veya bir kereye özgü, poliçelerde rizikonun
gerçekleşmesiyle akit sona erer. Örneğin, bir binanın tümüyle yanması bir
nakliyat poliçesi konusu olan kamyonun devrilmesiyle malların hasarlanması gibi
durumlarda sözleşme sona erer.
 
c) Sigorta sözleşmesi karşılıklı rıza ile feshedilebilir. Bundan başka
sigortalının iyi niyet ilkesine uymaması, prim ödememesi halinde, diğer taraf
sözleşmeyi feshedebilir. Ayrıca rizikonun geri kalan bölümü için tazminat
ödenmesinden önce sözleşme feshedilir.
 
ZEYLNAME :
Poliçe yapılacak herhangi bir değişikliği belgeleyen sözleşme metnidir. Sigorta
sözleşmesinin koşulları her iki taraf arasında yapılacak bir anlaşma ile
değiştirilebilir. Sigorta konusunu oluşturan mal bir başkasına satılabilir,
adresi değiştirilebilir veya rizikoyu ağırlaştıran bir değişiklik meydana
gelebilir. Sigortacı akdi fesh ettiği takdirde işlemeyen sigorta süresine ait
primleri sigortalıya iade etmek zorundadır. Sigorta akdi bakımından zaman aşımı
süresi iki yıldır, yani sigorta sözleşmesinden doğan hak ve talepler iki yılda
zaman aşımına uğrar. Zeylname ait olduğu poliçenin süresi kadar yürürlükte
kalır.
 
TECDİTNAME (YENİLEME) :
Tecdit name poliçenin yenilendiğini gösterir bir belgedir. Tecdit name ile
yenilenen poliçe, eski poliçede bulunan hususlar aynen yer alır. Ancak sigortalı
istediği takdirde sigorta bedelinde veya diğer konularda değişiklik yapabilir.
 
REASÜRANS :
Sigorta şirketleri teminat verdikleri rizikoların anlaşması yoluyla önceden
belirlenmiş bir kısmını prim karşılığında başka sigorta şirketlerine devreder ki
bu işleme reasürans adı verilir.
 
SİGORTA TÜRLERİ
A-ÇİFTE SİGORTA :
Sigortanın amacı meydana gelecek hasarların ödenmesidir. Bu ödeme hiçbir zaman
haksız kazanca yol açmamalıdır. Diğer bir ifadeyle sigorta ne sigortacı için
haksız suretle zenginleşme aracı değildir. Bu nedenle sigortalı aynı rizikoyu
birden fazla sigorta şirketlerine sigorta ettirerek hasar halinde her sigorta
şirketinden tazminat alamaz.
 
B-KISMİ SİGORTA :
Sigorta olunan menfaatin değerinin tamamı önceki mukavele ile temin edilmemişse
bu menfaat geri kalan değerine kadar bir veya birkaç defa daha sigorta
ettirebilir. Bu taktirde o menfaati sonradan sigorta eden sigortacılar değer
bakiyesinden dolayı mukavelelerin tarihi sırası ile mesul olurlar. Aynı günde
yapılmış olan mukaveleler aynı anda yapılmış sayılır.
 
C-MÜŞTEREK SİGORTA :
Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda ve aynı rizikolara
karşı sigorta olunan menfaatin değerine kadar muteber tutulur. Bu taktirde
sigortacılardan her biri sigorta bedellerinin toplamına nazaran sigorta ettiği
bedel nispetinde mesul olur.
 
SİGORTA ARACILARI
 
1-SİGORTA ACENTESİ :
Sigorta şirketleri sigortalama işini yada doğrudan doğruya veya acenteleri
kanalıyla yapar. Acenteler gerçek veya tüzel kişi olabilirler. 01.01.1995
tarihinde yürürlüğe giren acenteler yönetmeliğine göre acenteler üç grupta
toplanmaktadır.
 
a) Sözleşme yapma ve pirim tahsil etme yetkilerine sahip sigorta acenteleri,
b) Sözleşme yapma yetkisine sahip olmayan ancak pirim tahsil etme yetkisine
sahip olan sigorta acenteleri
c)Hem sözleşme yapma hem pirim tahsil etme yetkilerine sahip olmayan sigorta
acenteleridir.
 
2-PRODÜKTÖR :
Herhangi bir sigorta şirketinde doğrudan istihdam edilmeyen, aracı sıfatıyla
çeşitli sigorta branşları hakkında sigorta olmak isteyenlere bilgi vererek
sigorta sözleşmesinin şartlarını tartışma ve tehlikenin konu ve özelliklerine
göre sigorta teklif namesi hazırlama yetkisine haiz ve girişimlerinin sonucu
olarak komisyon almak suretiyle iş temin eden gerçek veya tüzel kişilere denir.
 
3-BROKER :
Sigorta ve Reasürans piyasanın özel profesyonel aracılarına denir. Gerçek veya
tüzel kişi olabilen brokerler hem sigortacı hem de sigortalı adına hareket
ederler.
 
SİGORTA EKSPERİ :
Güvence altına alınmış rizikonun gerçekleşmesiyle meydana gelen zarar ve hasarı
belirlemek üzere faaliyette bulunan uzman kişilere denir.
 
Sigorta eksperi etki altında kalmayan, tarafsız, sigortacılık ve hasar konusunda
yeterli teknik bilgiye sahip kişilerdir.
 
SİGORTA ÇEŞİTLERİ :
- Sağlıklı konut sigortası
- Mal taşıma sigortası
- Sağlıklı işyeri sigortası
- Taşıyıcı sorumluluk sigortası
- Akaryakıt paket poliçesi
- Tekne sigortası
- Yangın sigortaları
- Yat sigortası
- Makine işletenler sorumluluk sigortası
- İnşaat Sigortası
- Gemi tamircileri sorumluluk sigortası
- Makine montaj sigortası
- Elektronik cihaz sigortası
- İşveren mali sorumluluk sigortası
- Makine kırılması emniyeti suiistimal sigortası
- Leasing All Risks (Tüm riskler) sigortası
- Ürün sorumluluk sigortası
- Cam kırılması sigortası
- Oto sigortası (Kasko)
- Mesleki sorumluluk sigortası
- İhtiyari mali sorumluluk sigortası
- Otel mali sorumluluk sigortası
- Ferdi kaza sigortası
- Uçak-helikopter sigortası
- Motorlu araç mali sigortası
- Asansör mali sorumluluk sigortası
- Sorumluluk sigortası
- 3. Kişi mali sorumluluk sigortası
- Okul servis aracı zorunlu sigortası
- Koltuk ferdi kaza sigortası
- Sağlıklı aile poli sigortası
- Otobüs zorunlu koltuk sigortası
- Sağlıklı işyeri poli sigortası
- Tüp gaz zorunlu mali sorumluluk sigortası
- Poli poliçe otel sigortası
- Tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigortası
- Hırsızlık sigortası
- Taşınan para sigortası
- Bagaj sigortası
 
 
ŞUFA HAKKI
Şufa satın alma hakkıdır. Taşınmazın satışı halinde, onu öncelikle satın alma
hakkını sahibine veren bir haktır.
 
Şufa hakkının kullanılma süresi :
Şufa hakkını satıştan itibaren en geç bir ay, öğrenilmesi halinde on yıl
içerisinde kullanılması gerekir. Sürenin geçmesi halinde bu hak kullanılmaz.
 
Sözleşmeden doğan şufa hakkının kullanılması için, satışın sözleşmede belirtilen
süre içerisinde yapılmış olması, süre belirtilmemiş ise satışın kütüğe şerh
tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde yapılmış olması gerekir.
 
KANUNİ ŞUFA HAKKINDAN FERAGAT :
Ortak mülkiyet olarak tasarrufu edilen taşınmazlarda paydaşlar kanuni şufa
haklarından feragat edilebilmektedir. Ancak, feragatin geçerli olabilmesi için
sözleşme tanzimi gerekir. Üçüncü bir kişiye satışı halinde diğer paydaşlar söz
konusu feragat sebebi ile şufa hakkını kullanamayacaktır.
 
a- İşleme konu taşınmazın emlak vergisi beyan değerinden az olmamak üzere beyan
edilen değeri üzerinden tapu harcı, aynı değer üzerinden damga vergisi şufa
hakkı sahibince ödenir.
 
b- Şufa hakkının kullanılarak taşınmazın mahkeme kararı ile edinilmesinde emlak
vergisi beyan değerinden az olmamak üzere, beyan edilecek değeri üzerinden tapu
harcı, taşınmazı iktisap edenden tahsil edilir.
 
c- Döner sermaye bedeli tahsil edilecektir.
 
SU SAATLERİ
Ortak su parasının bölüştürülmesi konusunda uygulanacak muhtelif usuller vardır
ve bunlardan hiçbiri için tam adildir denilemez.
 
Binanızda yazlığa gidenler, seyahate çıkanlar para ödemezse, gündüzleri
çalışanlar da gündüz evde olmadıkları için yarı para ödemeyi teklif edecek,
küçük çocuğu olanlar küçüklerin hesaba katılmamasını isteyecek, balkonu
bulunmayanlar balkon yıkadıkları için balkonu olanların diğer kat sahiplerinden
daha fazla ödemesi gerektiğini ileri sürecek ve akla gelmeyen bin türlü ihtimal
devreye sokularak iş içinden çıkılmaz hale gelecektir.
 
Bunun için kanunun da öngördüğü şekilde, bölüştürme sırasında yönetim planında
temel alınan usül, herkese tam olarak uygulanmalıdır. Buna göre hiç evde
oturmayan kimseler dahi ortak giderlere katılacak ve ortak ödemeler
yapılacaktır.
 
TAHLİYE DAVALARI
1.      Tahliye taahhüdü nedeniyle tahliye
koşulları yerine getirilmiş, noterler tarafından düzenlenmiş, boşaltma tarihi
açıkça belirtilmiş taahhüdüne rağmen kiracı daireyi boşaltmazsa, icra müracaatla
tahliye üstlenebilir. Taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde icra takibi
yapılmış olması gerekir.
 
2. İhtiyaç nedeniyle tahliye:
Taşınmazı kendisi, eşi veya çocukların konut veya işyeri olarak kullanma
ihtiyacı nedeniyle kira kontratı sonunda hak sahibi tahliye davası açabilir.
 
İhtiyacın gerçek ve samimi olması esastır. İhtiyaç sahibinin bizzat kirada
oturması, tahliye durumu, çocuklarının nişanlılık hali, tahliyesi üstlenen yerin
daha üstün vasıflı olması gibi haklılığı belirleyecek nedenler aranır.
 
3. Taşınmazı yeniden inşa ve imar maksadıyla tahliye :
Taşınmazı yeniden ve imar maksadıyla ve bu süre zarfında içinde oturmanın mümkün
olmadığı hallerde kira kontratı sonunda tahliye davası açabilir. İnşaat
isteğinin samimi olması, bu talebi destekler nitelikte belediyeden onaylı proje,
yardımcı ile yapılan sözleşme benzeri belgelerin ibrazı gerekir.
 
4. Yeniden iktisap nedeniyle tahliye :
Taşınmazı iktisap eden kişi kendisi, eşi veya çocukların konut veya işyeri
ihtiyacı nedeniyle iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde bu durumu kiracıya
noter vasıtasıyla ihtar ederek, altı ay sonra tahliye davası açabilir, yani
malik isterse eski malikle yapılan sözleşmenin bitiş tarihini takip eden ay
içinde dava açabilir, iktisap eden kişinin bu yere ihtiyacının olduğunu
kanıtlaması istenir.
 
5. İki haklı ihtar nedeniyle tahliye :
Kiracı bir ay içinde kira bedelini vaktinde ödememesi nedeniyle iki defa yazılı
ihtara muhatap kalırsa, kira sonunda kendisine tahliye davası açabilir. Akdin
bitişini izleyen bir ay içinde dava açılması zorunludur.
 
6. Kiracının veya eşinin aynı belediye sınırları içinde oturabileceği konutun
bulunması nedeniyle tahliye.
Aynı şehir veya belediye sınırları içinde kendisinin veya eşinin adına kayıtlı
oturabileceği bir meskeni olan kimse, bu yerin malikin isteği üzerine tahliye
etmek zorunda kalabilir. Dava açma süresinde bir sınırlama yoktur. Ayrıca ihtar
çekmeye de gerek olmayan bu dava her zaman açılabilir.
 
7. Kiralananın devri halinde tahliye :
Kontratın aksine hüküm yer olmadığı hallerde kiracı kiralanan yeri kısmen veya
tamamen başkasına kiralayamaz. Bu madde hükmüne riayet etmeyenler, bir taşınmaza
kiracı veya devralan sıfatı ile girenler veya taşınmazı işgal edenler hakkında
hiç bir ihtara gerek kalmaksızın sulh mahkemelerinde tahliye davası açabilir ve
fuzuli işgal kanununun hükümlerinin uygulanması istenilebilir.
Kiracıya ise akde ayrılıktan dava açılabilir. Misafir gelmesi kiracının
kendisine bakıcı tutması, ortak olması, bir ticari ortaklığın diğer bir ticari
ortaklıkta birleşmesi haller, bir başkasına devredilmiş anlamına gelmez.
Kiralayanın üçüncü bir kişinin oturduğunu bilmesi ona ses çıkarmaması hatta kira
bedelinin bu üçüncü kişiden tahsil etmesi halinde fuzuli işgalden dava açılamaz.
Bu durumda kiralayan ile üçüncü kişi arasında kira sözleşmesi tesis edilmiş
sayılır.
 
TAHLİYE TAAHHÜDÜ (Örnek)
Sn.................'ya ait, Şehir, Semt, ................ Mah., ................
Sk., ................ Apt., Kat......, Daire : 00'de halen kiracı olarak
oturmaktayım. Kirada oturduğum konutu hiçbir ihtar ve uyarıya gerek kalmaksızın
00/00/0000..... (tarih yazı ile) tarihinde tahliye edeceğimi, borçlarını
ödeyeceğimi tahliye taahhüdümü yerine getiremediğimde, konut sahibinin hakkımda
açacağı icra-mahkeme masraflarını ve bu tarihten sonraki geç kalınan her gün
için ceza olarak günlük 00$ (........... ABD Doları) ödeyeceğimi, kabul, beyan
ve taahhüt ederim.
 
(En az 6 ay ileri bir tarih)
 
Adı
Soyadı
Telefon Adres
İmza
 
TAKSİM (Paylaşma)
Ortak mülkiyet olarak görünen taşınmazların, her ortağın payına karşılık olarak,
ortaklara tahsis edilmesi işlemidir.
 
İSTENİLEN BELGELER :
 
1. Taksime konu olacak taşınmaz malların varsa tapu senetleri.
2. Taksim konusu taşınmaz malların ortak maliklerinin hepsinin fotoğraflı nüfus
cüzdanları.
3. Ortak maliklerin ikişer adet fotoğrafları.
4. Taksim, mirasçılar arasında olup ta sözleşme noterlikçe düzenlenmiş ise, her
ortağın fotoğraflarını taşıyan onaylı taksim sözleşmesi. Sözleşmede mirasçılara
tescil isteme yetkisi verilmiş ise her biri kendisine düşen taşınmaz malın
tescilini isteyebilir. Tescil yetkisi yoksa, bütün mirasçıların tescil isteminde
bulunması, bu mümkün olmadığı takdirde tescil için mahkemeden karar alınması
gerekir.
 
Yukarıda belirtilen belgelerle Tapu Sicil Müdürlüğüne bizzat veya yetkili vekil
ve diğer temsilcileri vasıtasıyla başvurması yeterlidir. İstem üzerine
görevlilerce başvuru tutanağı tanzim edildikten sonra sözleşme ibraz edilmemişse
resmi senet düzenlenir.
 
 

                                                            Next: 1 - 2 - 3 - 4 - 6

Besler Emlakçılık Ofisi   Mehmet BESLER